Gündem
Giriş Tarihi : 02-11-2021 12:40   Güncelleme : 02-11-2021 12:40

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili'den BRTV ekranlarında önemli açıklamalar

Karabük Haber - Haber Asır - Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili BRTV ekranlarında katıldığı Zafer Acar ile Gündem televizyon programında, birçok konuda son derece önemli açıklamalarda bulundu.

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili'den BRTV ekranlarında önemli açıklamalar

Vergili yaptığı açıklamalarda şu sözlere yer verdi; "Avrupa Yerel Yönetimler Meclisinde 12 yıldır milletimizin sesi olmaya, ülkemizin haklarını savunmaya gayret ediyoruz. Geçtiğimiz hafta katıldığım toplantıda Hollanda’nın yerel yönetimlerdeki ilerleme raporunu da görüştük. Bize demokrasi dersi vermeye çalışan, terör suçları nedeniyle görevden alınan belediye başkanlarının yerine kayyum atamalarını eleştiren Hollanda krallıkla yönetiliyor. Belediye başkanı seçimle gelmiyor, kral tarafından atama yapılıyor. Hollanda bize demokrasi dersi vermeye çalışıyor ama yaklaşık 300 yıl köle ticaretinde istasyon olarak kullandıkları BES adalarını halen 4-5 bin kilometre uzaklıktan kralın atadığı komiserlerle yönetiyor. Güya oralarda belediye başkanları var, adamların ismi internette bile yok, yönetici olarak kralın komiserleri gözüküyor. Bizim orada da partilerimiz var, ben Muhafazakâr Reformist Parti üyesiyim. Benim eleştirilerimin aynısını bizim grubumuzun üyesi İngiliz bir parlamenterde yaptı. Hollandalıların işi gücü HDP’ye ve PKK’ya destek vermek. Bizde bir nebzede olsa onların ne olduğunu anlattık. 

Her konuşmamda Milliyetçi Hareket Partisi’ne mensup bir belediye başkanı olduğumu ve Karabük Belediye Başkanı olduğumu ifade ediyorum. Artık onlarda bizim nasıl bir yapıya sahip olduğumuzu anladılar ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi raporu üzerinde defalarca söz istememe rağmen vermediler.

Merkez Camii ile ilgili birçok alternatif yer arayışımız oldu. Bu camimizin şehir merkezinde ve meydana yakın bir yerde olması gerekirdi. Karabük’ün bir merkez camisine ihtiyacı var. Ulucami artık bu hüviyetini kaybetti. 1.000 kişinin katıldığı bir cenaze bile olsa artık yeterli gelmiyor. 

Demir Çelik 1 liraya özelleştirilmiş ama Yenişehir’de KARDEMİR’e verilmiş. Buralar Karabük Belediyesinin malı olmalıydı. O tarihte kimse ‘Buralar bizim’ dememiş. Şimdi şurayı ver diyoruz ‘Hayır olmaz’ burayı ver diyoruz ‘Hayır olmaz’.  Senin Bayır Mahalle’de, Yenişehir’de, Öğlebeli’nde yerin var. Bu şehrin ihtiyacı olduğu zaman vereceksin. Hastane yeri lazımsa vereceksin. Karabük’te bütün araziler KARDEMİR, DDY ve Orman İşletmesinin. Devlete lazım olduğu zaman vereceksin, her şey rant değil.

Devlet Demir Yolları’ndan aldığım Cuma pazarı’ndaki araziden yaklaşık 250-300 milyon bir gelir bekliyordum. Geldiler ‘Burayı millet bahçesi yapalım’ dediler. Buyurun yapın dedim. Şimdi de ‘iki etapta yapalım, ilk önce Soğuksu Kapalı Spor Salonu’nun altındaki 35-40 dönümü yapalım, sonra boşaldıkça bu tarafa doğru ilerleyelim’ diyorlar. Şayet yapabilirlerse Karabük’e yapılabilecek en güzel hizmetlerden biri olur.

Tabi, camiye karşı çıktıkları gibi buna da bilip bilmeden karşı çıkarlar. Ben 10 senedir valiliğin yerini almak için bekledim. Şehir merkezinde cami yapılabilecek başka bir yer göstersinler. Meydanın ortansa cami yapmam. Bu dönemde meydanın içerisini de dolduracağım, bunu herkes görecek. Meydandaki kapalı otoparkı yıkacak ve meydanla camiyi entegre edeceğiz. 

Gelelim cami karşıtlığına. Camiye karşıtlıkları yalnızca burası olduğu için değil. Bazıları halen kendini Karabük’te siyaset yapıyorum sanıyor. Ama siyasetinde nasıl yapılacağını da bilmiyor. Bugüne kadarda zaten siyasetin nasıl yapılacağını bilmediği için başarılı olamadı. Sen camiye girmiyorsan girmiyorsun. Ben sana bu güne kadar camiye neden girmiyorsun diye hiç sordum mu?  Ben bugüne kadar senin siyasetinle ilgili hiç konuştum mu, siyasetinle ilgili hiç eleştirdim mi? Sen SHP’den başlayarak dönem dönem CHP’nin başkanlığını yapmış bir siyasetçisin. Bugün başkan olmasan bile senin söylediğin her söz CHP’nin görüşünü ortaya koyar. Sen bir söz söylerken çok temkinli davranmalısın. Ben şuanda ne konuşursam konuşayım Milliyetçi Hareket Partisi’ni de bağlar. Sen yıllarca CHP İl Başkanlığı yapmışsın ama halen konuşmasını öğrenememişsin, sen nasıl konuşuyorsun? Yıllarca siyaset yaptın, bu şehirde ne iş yaptın, Karabük’ün kaç mahallesi, kaç köyü olduğunu biliyor musun?  Oturduğun yerden Karabük’ün siyasetini yapmaya çalışıştın ve hiçbir zamanda başarılı olamadın. Bu kadar başarısız bir kimliğinle sen kimsinde beni eleştiriyorsun Erdoğan Dinçel beyefendi. Abdullah Bey eleştirsin sana ne? Sen kendini ne sanıyorsun? Sen bir kere konuşmasını öğreneceksin. Ben bugüne kadar seni eleştirecek tek kelime konuştum mu? Doğru da yapmışsındır yanlışta, beni ilgilendirmez. Ama sen zaten hiçbir şey yapmadın ki. Hiç siyaset yapmayan adam milletvekili oldu, yıllarca CHP’de uğraştın ama hiçbir şey olamadın. Hem camiyi eleştiriyorsun, cami bahanesiyle de beni eleştiriyorsun. Senin camiyle ne işin var, camiyle ilgili camiyle işi olan konuşur. Ben seni bir kere caminin içinde görmedim, Abdullah Beyde il başkanı ama onunla kaç kere aynı safta namaz kıldık. Hem kendilerini küçültüyorlar, hem partilerini küçültüyorlar, geçmişte siyasette başarılı olamamalarının sebebi de bu zaten. Karabük’te her siyasi görüş başarılı olabilir. Çünkü bu şehirde herkes iç içe. Neden başarılı olamadı bu güne kadar? Kimseyle teması olmadığı için, şehirle ilgili bir tane fikir yürütemediği için. Benim CHP ile bir problemim yok ki. Benim burada genel merkez siyaseti yapmam doğru değil ve yapmadım da. Bugüne kadar Sayın Kılıçdaroğlu ya da bir başka parti başkanını eleştirdiğimi duydunuz mu? Benim bu işlerle ne işim var, benim genel başkanım yok mu? Bana verilen görev Karabük’ün işlerini yapmak. 

Her şeyi doğru yapmamız mümkün mü? Yaptığımız her şeyi herkese beğendirmek mümkün mü? Şu anda Derevler’de, Halim Deresi’nde açtığımız bulvarları bile eleştirecek insan çıkar. O bulvarı açtık ve Karabük Mahallesi üç'e, Aydınlıkevler iki'ye katlandı. Biz eleştirilere açığız, ancak aşağılayıcı cümleleri ben kabul etmem. Hele Erdoğan Dinçel gibi birinin sözlerini hiç kabul etmem. ‘Al maaşını Karabük’ü rahat bırak’ filan. Sen kimsin bu cümleleri kullanacak. Eleştirini yap, fikirlerini sun ama aşağılama. Efendim neymiş, iki caminin arası çok yakınmış. Sen Karabük’ü bilmiyorsun. Karabük’ün merkezi Safranbolu’dur. Bu şehrin tarihi orada yatar. Sen git, Köprülü Mehmet Paşa Camisi ile İzzet Paşa Camisi arası kaç adım bir say ve gel. Biz ne yaptığımızı biliyoruz. Sen zaten seçimlerden önce söz verdin, büyük ihtimalle Tabipler Lokalinde filan verdin; ‘Rafet Vergili bu seçimi kazanırsa siyaseti bırakırım’ dedin. Sen biraz terbiyeli olsana, siyaseti bıraksana. Sen nesinde beni eleştiriyorsun, sen kimsin? Bir daha ağzından bir şey çıkarsa çok daha ağır konuşurum.

KARDEMİR adliyenin üzerindeki araziyi valilik binası için versin. Orası yaklaşık 20 dönüm bir arazi. Meydanıyla, valiliğiyle, adliyesiyle ve camisiyle güzel bir mimari oraya çıksın. Ama nereyi sorsan ‘Orası bizim’ diyorlar. Neresi sizin, hepsi Karabük’ün. Şayet biz bu çağda halen bu dumanı soluyorsak, bu hava kirliliğini yaşıyorsak, KARDEMİR bu şehre bunun bedelini ödemeli. 

KARDEMİR’in metruk halde duran Mühendisler Kulübü gibi, Havuzlu Bahçe gibi tesislerinin KARDEMİR tarafından restore edilip çalıştırılması gerektiği fikrine katılmıyorum. Her şeyi KARDEMİR’den neden bekliyoruz. Şehrin işadamları bana gelsinler, ‘Bir şehir kulübü kuralım, belirli bir aidat ödeyelim, ailelerimizle birlikte gidebileceğimiz, misafirlerimizi ağırlayabileceğimiz bir mekânımız olsun’ desinler ben burayı 1 saatte KARDEMİR’den alacağım.

Yağmur Suyu Drenaj projemizde sona yaklaştık. Geçtiğimiz günlerde yoğun yağış aldığımız dönemlerde bile, projenin uygulandığı İstasyon ve Yeşil Mahalle gibi bölgelerde bile hiçbir problem yaşamadık. Kış gelmeden de kazı yaptığımız bölgelerin tamamını asfaltlayacağız.

Bilim ve İnovasyon Merkezimizi 6 ay gibi bir süre içerisinde açacak ve çocuklarımızı bambaşka bir dünyada yaşatacağız. Orada, çocuklarımıza sunum yapacak bir kadromuz olacak. Çocuklarımız orada bitki yetiştirecek. Ama uzaktan kumanda ile bilgisayar ortamında çocuğumuz o bitkiyi sulayabilecek. Uzayı yaşayabilecekler, Mars’ta yürüyüş yapabilecekler. Milli Eğitim Müdürlüğümüzle de görüşeceğim ve şehrimizdeki tüm okullarımızdaki çocuklarımıza burayı gezdireceğiz. Avrupa’daki böyle bir merkezin gezi ücreti 60-70 avro.

Tahsilâtlarda ağırlıklı olarak kiralarda ve su faturalarında problem yaşıyoruz. Karabük’ün büyük bölümü su faturalarını ödüyor, ancak bazı arkadaşlar ödemiyor. Devlet iki kez yapılandırma çıkardı ama bu arkadaşlar gelip yapılandırma bile yapmadı. Karabük’ün %95’i ödeyecek, %5’i ödemeyecek, böyle bir şey var mı? Mağdursa ona da biz çözüm buluruz, kolaylık sağlarız, ama bize böyle bir beyanla gelen yok. Devlet borcunu hiçbir zaman silemezsin. Aslında bu tahsilâtları yapmamız onların hayrına, çünkü borç katlanarak büyüyor. Sanayi kuruluşlarının, işletmelerin ve restoranlarının bazılarının borçları ciddi rakamlara ulaşmış. Ama gelip yapılandırma da yapmamışlar. Şimdi diyebilirler ki ‘Pandemi nedeniyle iş yapamadık ve ödeyemedik’ Sen pandemide çalışmadın ki, su harcamadın ki, senin bu borcun pandemiden önce. Şimdi bakıyorum bu konuda eleştiriler yapılıyor ‘Vatandaş covid döneminde bu kadar sıkıştırılır mı?’ deniliyor. İyi de %95 yatırmış, onlar neden yatırmamış? Devlet yapılandırma hakkı vermiş, neden yapılandırmamışlar? Çok yakında akıllı sayaçlara geçeceğiz. Ankara’nın, İstanbul’un ya da Bolu’nun bir kuruş su parası alacağı yoktur. Biz buranın bekçisiyiz. Bizim görevimiz sizlerden aldığımız paraları sizlere en adil şekilde hizmete çevirmek. %95 ödüyor da onlar neden ödemiyor, ‘Faturanızı ödeyin’ mesajı gidince hemen bunu birileri istismar ediyor ve yazılarında kullanıyor. 

Meydanda yeniden düzenleme yapacağız. Projesi bu hafta gelecek ve halkımızın beklentilerini dikkate alacağız. Her şeyi ben biliyorum iddiasında değiliz. Dünyada hiçbir meydanda ağaç ya da oturma alanı görmedim, ama vatandaş istiyorsa da dikkate alacağız.

Kanyon Park’ta sona geldik. Oradan, büyük bir hafriyatı taşımamız gerekiyor. Çünkü 5000 Evler’de inşaatlar yapılırken kanyona dökülen hafriyatlar çatlaklar oluşuyor. 

Katı Atık Bertaraf Tesisi elektrik üretimine başladı. Firma çok da kısa bir sürede tesisi üretime aldı. Türkiye’de, en hızlı faaliyete giren işletmelerden biri olduğunu söyleyebilirim. Tüm Karabük’ün çöp problemini çözmüş olduk.

Benim tanıdığım rektörümüz ahlaki değerlere çok önem veren bir arkadaşımız. Ondan önceki, Allah rahmet eylesin, benim rakibimdi ama o da öyle bir isimdi. Refik Hoca üniversiteyi çok iyi yerlere taşıdı, yabancı öğrencilerle ilgili Türkiye genelinde bir merkez yaptı. Şimdi, odasına banyo yaptırmış gibi garip garip şeyler okuyorum. Ben ziyaretine gittiğim zaman Burhanettin Beyden devraldığı odada oturuyordu. Kendisinin bir ilave yaptırdığını sanmıyorum. İşin garip tarafı bunları kim yazıyor? İsmi belli olmayan birileri. Bunu yapanda, eski FETÖ taktikleri kullanan, Karabük’le hiçbir ilgisi olamayan “Ankara Kuşu” denen biri. O yazıyor, sonra da basına düşüyor. Bana göre hiç doğru olmayan bir şey. Bir adamın elinde bilgi ve belge varsa ismiyle çıkar ve söyler. Bu tip adamların yazılarına zaten itibar edilmez. O ne kadar yazarsa yazsın ben onun yazdıklarını Refik Beye yakıştırmıyorum. Şöyle de olabilir; üniversitenin içinden Refik Beyi kabullenmeyen biri böyle saçma sapan bilgileri vermiş, o da gelip incelemeden bu yazıları yazmış olabilir. Bu yazılarla Refik Bey değerlendirilmez. Bununla ilgili yerel basınımızda değerlendirme yaparsa bizim basınımıza da yakışmaz. Lütfen benim söylediklerimi değerlendirsinler. Çünkü o yazılanlarda Refik Beyin hareketlerine uygun hiçbir cümle yok. Ben o sözlerin hiçbirini kabul etmiyorum. Çünkü rektörümüz, tamamen üniversite ve Karabük için çalışan özverili bir arkadaşımız. Zaten görev süresinin dolmasına da 1.5 yıl kalmış. Ona bu saatten sonra ne banyo lazım, ne hamam lazım, ne de tas lazım. Bunların hepsi hikâye."